Türkiye’nin konum olarak bir çok fay hattının bulunduğu yüksek riskli bir deprem kuşağında yer alması ve geçmişten bu yana ülkemizde büyük kayıplara sebebiyet veren depremlerin yaşanmış olması; haliyle ileri zamanda da yaşanabilecek olası deprem risklerine karşı önlem alma zorunluğunu getirdi. Özellikle 17 Ağustos 1999 yılında yaşanan Gölcük Depremi, Türkiye’nin depreme karşı ne kadar hazırlıksız olduğunu gözler önüne sermiştir. Gölcük depremi sebebiyle 17 bin 480 kişi hayatını kaybederken 23 bin 781 kişinin de yaralanmıştır. Bu ağır bilançodan çıkarılan en temel sonuç ise Türkiye’de çoğu yapının depreme karşı dayanıksız olması ve halkın büyük bir kısmının deprem sigortası hakkında bilinçsiz davranmasıydı. Bu acı olayın ardından ise 27 Eylül 2000 tarihinde 587 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile zorunlu deprem sigortası yürürlülüğe koyulmuştur. Bu kanun hükmünde kararnameye göre belirtilen tarihten itibaren Türkiye’deki tüm bina sahiplerinin deprem sigortası yaptırmaları zorunlu hale getirildi. Olası bir deprem sonrasında oluşacak maddi zararlardan kişileri korumayı amaçlayan zorunlu deprem sigortası, tüm meskenlerde geçerli olmak üzere yaptırılması devlet tarafından şart koşulan bir sigortadır. Depremin neden olacağı maddi zararları kapsayan bu sigorta, sigortalı kişileri olası bir maddi kayba karşı güvence altına alıyor. Doğal Afetler Sigortaları Kurumu yani bilinen ismiyle Dask, deprem sonrası oluşan maddi zararları sigortalının poliçesinde belirtilmiş limitler dahilinde nakit olarak karşılamaktadır. Bu noktada ise bilinenin aksine ödemenin gerçekleşmesi için binanın yıkılması ya da kısmi zarar görmesi fark etmemektedir. Deprem sigortasının zorunlu hale getirilmesi ile Doğal Afetler Sigortalar Kurumu poliçesi olmayanların deprem sonucunda oluşan zararları karşılamamaktadır. Buna karşın ülkemizde hala deprem sigortası yaptırmayan kişiler bulunmaktadır. Her ne kadar deprem sigortası yaptırma oranları yıldan yıla artış gösteriyor olsa da; ülkemizde beklenen büyük istanbul depremi gibi felaketlere karşı acilen önlem alınması gerekmektedir.
Türkiye genelinde, Mayıs 2026 itibarıyla Yaklaşık 20 milyon konuttan sigortalı konut sayısı 11,7 milyon seviyesine ulaşmıştır. Bu rakam, yaklaşık %58,4' lük bir sigortalılık oranına tekabül etmekte olup, toplam konut stoğunun yaklaşık yarısı sigortalıdır.
Büyük bir deprem bekleyen İstanbul’da ise Mayıs 2026 itibarıyla yaşayan aktif DASK poliçe sayısı yaklaşık 2,6 milyon seviyesindedir. Kentteki toplam konut stoğu içinde Zorunlu Deprem Sigortası yaptırma oranı ise yüzde 62.